Hıristiyan dünyasının
"Müslüman Türk kimliğinin kökü mutlaka kazınacaktır" yemini ile
başlayan süreç, son günlerde büyük bir ivme kazandı.
Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti dört bir yandan kuşatıldı…
Ve maalesef hükümranlık haklarını, IMF, Dünya Bankası ve AB gibi sömürgeci
kuruluşlara teslim eden Türkiye, bu büyük tehlike karşısında tamamen savunmasız
ve çaresiz.
İşte büyük önder Atatürk’ün “ihanet ve fesat odağı” diye
nitelendirdiği Fener Rum Patrikhanesi üzerinden oynanan sinsi oyunlar, bu
zincirin önemli bir halkası.
Her fırsatta, Türk yurdunun bölünüp parçalanması için faaliyet gösteren Fener
Rum Patrikhanesi “ekümenik” yani evrensenlik unvanını almak
için yıllardır sürdürdüğü savaşı kazanmak üzeredir.
Tarihi boyunca, temel politikası “Türk-Müslüman” düşmanlığı
olan Fener Rum Patrikhanesi, meşum emellerine ulaşmak için, her geçen gün yeni
bir cepne kazanmaktadır.
Bunun en çarpıcı örneği ise "Rum militanların Bekaa Vadisi"
işlevi gören Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılma projesidir.
Fener Rum Patriği Bartholomeos müjdeyi (!) vermiştir. Okul, 8 Ağustos'ta
açılacaktır...
Ama bakın bir strateji dehası olan Atatürk ne demiştir:
"Uğursuzluk ve felaket simgesi olan Rum Patrikhanesi'ni artık
topraklarımızda barındırmayız. Bu tehlikeli örgütü ülkemizde tutmamız için ne
gibi nedenler ileri sürülebilir. Bu fesat yuvasının gerçek yeri Yunanistan değil
midir?"
İşte bu kitapta, tarih boyunca "fesat ve ihanet odağı" olan
Fener Rum Patrikhanesi'nin çirkin yüzü ortaya konularak, çok büyük bir tehlike
gözler önüne serilmektedir.
Her vatanseverin bu çalışmayı dikkatle okuması gerekiyor.
Saygılarımla.
Sinan Aygün ATO Başkanı FENER RUM PATRİKHANESİ İÇİN VATİKAN'A GİDEN YOL
Fener Rum Patrikhanesi'nin
yürüttüğü faaliyetler, Cemaat Vakıflarının mülk edinmesine dair çıkartılan
yönetmelik çerçevesinde yürütülen faaliyetler de dikkate alındığında
Patrikhanenin “Vatikan Modeli dini bir
devlet" kurma gayreti gösterdiğini gözler önüne sermektedir.
TÜRKİYE'DE AZINLIK
Türkiye'de, Lozan Antlaşmasına
göre, Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler,
1925 tarihli Türk-Bulgar Dostluk antlaşmasına göre de Hıristiyan Bulgarlar azınlık olarak
kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti azınlıklarının belirlenmesinde dini
mensubiyet esas kriter olarak alınmıştır.
FENER RUM
PATRİKHANESİ'NİN STATÜSÜ
Azınlıklara verilen haklar Lozan
Antlaşmasının 37-45. maddelerinde düzenlenmişken, Patrikhane meselesi
görüşülmesine rağmen, bir Türk kurumu olarak kabul edildiğinden, bu konuda
anlaşmada herhangi bir düzenleme yer almamış, İngiltere ve Yunanistan'ın
ortak taahhütleri ile Patrikhane'nin Türkiye'de kalmasına izin verilmiştir.
Lozan Barış Antlaşması müzakereleri sırasında, Rum Ortodoks Kilisesi'nin reisi
olan Patriğin, Türk Hükümeti tarafından atanan bir memur statüsünde,
Patrikhanenin de dini bir müessese olarak İstanbul'da kalması görüşü
benimsenmiştir. Yani Lozan'da belirlenen statüye göre, Fener Patrikhanesi,
siyasi ve idari görev ve imtiyazları bulunmayan, sadece İstanbul'daki Rum
azınlığa yönelik, dini faaliyet gösteren Türk yasalarına tabii dini bir kuruluş
tur. Bu nedenle "Ekümeniklik" vasfı taşımayan Patrikhanenin
tüzel kişiliği de bulunmamaktadır.
"Ekümeniklik", "evrensel", "dünya çapında" anlamlarında
kullanılan, dünyadaki tüm Ortodoksların dini önderliğini ifade eden
Hıristiyanlığı yayma amacına yönelik, kiliseler arası birliği ifade eden bir
kavramdır. Fener Rum Patrikhanesi, varlığını ve faaliyetlerini
Ayayorgi Kilisesi ve Manastırı Vakfı binalarında misafir olarak
sürdürmektedir. Patriğin, Patriği seçecek olan Sen Sinod üyelerinin ve
Patrikhane'nin diğer çalışanlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması bir
kuraldır.
LOZAN ANTLAŞMASINDA AZINLIKLARA TANINAN
HAKLAR
Lozan Antlaşmasında Rumlar dışında
açıkça belirlenmiş bir azınlık olmamasına rağmen 42. maddenin, "Türkiye Hükümeti azınlıklara ait kiliselere, havralara,
mezarlıklara ve diğer dinsel kurumlara her türlü koruma sağlamayı yükümlenir"
hükmünün hoşgörülü yorumlanması sonucu Ermeni ve Yahudiler de azınlık
haklarından yararlandırılmışlardır.
Lozan'da Tanınan Azınlık Hakları:
1) Hayat ve hürriyetlerinin tam olarak korunması
2) Din, mezhep ve inanç gereklerinin serbestçe yerine getirilmesi
3) Ulaşım ve göç serbestliğinden yararlanma
4) Medeni ve siyasi haklardan faydalanma
5) Kanun önünde eşitlik
6) Kamu hizmetlerine alınma, çeşitli meslek ve işleri serbestçe yapma
7) Dillerini serbestçe kullanma (mahkemeler dahil)
8) Her türlü dini ve sosyal kurumlar ile okul ve diğer eğitim kurumlarını kurma
ve yönetme
9) Aile hukuku ve kişi haklarının kendi örf ve adetlerine göre yürütülmesini
sağlayıcı düzenlemelerin yapılması olarak şekillenmiştir.
Ancak, bu hüküm Medeni Kanunun kabulü ve azınlıkların bu haklarından 1925
yılında feragat etmeleri sonucu geçerliliğini yitirmiştir.
AZINLIK FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Yunanistan ve Ermenistan'ın
Türkiye'den toprak taleplerine ilişkin tarihi emelleri güncelliğini
korumaktadır. Bu sebeple ülkemizin karşı karşıya bulunduğu tehdit de dikkate
alınarak Rum ve Ermeni azınlık ile, halen çeşitli ülkelerde yaşayan Rumlar ve
Ermenilerin faaliyetleri ve Yunanistan'ın bu faaliyetlere katkısı üzerinde
durmak gerekmektedir.
PATRİKHANENİN FAALİYETLERİ
Patrikhane statüsünü belirleyen
«yazılı bir hukuk metninin” bulunmamasından da istifade ederek, yurtiçinde ve
yurtdışındaki temas ve faaliyetler ile Lozan öncesindeki statüsünü tekrar
kazanmak üzere "Ekümeniklik" iddiaları ile ortaya çıkmakta,
siyasi, dini, idari güç ve nüfuz kazanmaya çalışmaktadır.
Patrikhane'nin dikkat çeken önemli faaliyetleri
şunlardır:
a) 1950'li yıllardan sonra Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya, Girit,
Onikiadalar ve Yunanistan'ın Aynaros Kasabası (20 manastırlı) kiliselerini dini
yönden kendisine bağlamıştır.
b) 1989 yılında Atina’da Fener Patrikhanesi’ne bağlı olarak “Patrikhane
Uzak Doğu MisyonerlikTeşkilatı” kurulmuştur.
c) 1992'de alışılmışın dışında İstanbul'da Ortodoks Patrikler Toplantısı
yapılmıştır.
d) İstanbul Bulgar Ortodoks Kilisesi Başkanlığına "Ekümenik Patrik"
imzası ile gönderdiği emirnamede, kilisenin bundan böyle Bulgar Ortodokslara
vereceği doğum, ölüm, nikah belgelerinin Slavca yerine Yunanca doldurularak
verilmesini, Bulgar Kilisesi'nde yapılan ayin ve törenlerde dil olarak Rumca'nın
kullanılmasını talep etmiştir.
e) Bartholomeos, Eylül 1993'de Bulgaristan'a yaptığı bir
ziyarette, tüm Ortodoks ülkelerinin Büyükelçilerinin katıldığı basına kapalı bir
toplantı düzenlemiş, toplantıda, Balkanlar'da bir "Ortodoks Birliği"
kurulması, birliğe dahil ülkelerin askeri, siyasi ve ekonomik yardımlaşmada
bulunmaları konuları görüşülmüştür.
f) 1993-1994 yıllarında 14 ülkeye gezi düzenleyerek sadece dini liderlerle
değil, Devlet Başkanları ve siyasilerle de görüşmeler yapılmış, AB Dönem Başkanı
ve Avrupa Parlamentosu Başkanı ile de görüşmelerde bulunulmuştur. Patriğe
genellikle Devlet Başkanı muamelesi yapılmış, Patrik de "Ekümeniklik"
iddiaları çerçevesinde "Ortodoksların Lideri" görüntüsünü
vermeye gayret göstermiştir.
g) 1997 yılında İstanbul'da "Barış ve Hoşgörü" isimli
uluslararası bir konferans düzenlenmiş, sonuç bildirisi Bartholomeos
tarafından "Ekümenik Ortodoks Ruhani Lideri" sıfatıyla
imzalanmıştır.
h) 9 ülkede "Dış örgütlenme" gerçekleştirilmiştir.
i) 1997 yılında BM Genel Kurulu'na katılmış, burada "Yeni Roma Patriği"
olarak takdim edilmiştir.
j) Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, son olarak 09-11
Aralık 2001 tarihleri arasında Selanik'de "Yurt Dışında Yaşayan
Yunanlılar Konseyi" (SAE)'nin 4. Dünya Kongresi'ne katılmıştır.
"21.Yüzyılda Helenizm'in birlik ve beraberlik içinde işbirliği yapması"
mesajının verildiği konferansta, Yunanistan Cumhurbaşkanı'nı takiben söz alan
Bartholomeos yaptığı konuşmada;
- Kongre'ye din adamlarının en üst düzeyde katılımının, Ortodoks Kilisesi'nin
uzun yıllar Helenizmin şekillenmesine ve idame ettirilmesine verdiği önemin
göstergesi olduğunu,
- "Yurt Dışında Yaşayan Yunanlılar Konseyi" (SAE)'nin bu
adımının, dünya Helenizmini daha büyük bir bütünleşmeye götüreceğini,
- Helenizm ve Ortodoks Kilisesi'nin evrenselliğinin kültür temeli üzerine
oturması gerektiğini belirtmiştir. Konferansta, Kıbrıs konusu, Ekümenik
Patrikhane, Yunanistan'ın Balkanlar'daki rolü, Makedonya konusu, Pontus
Helenlerinin soykırımının tanınması, Ege'nin korunması konularına ilişkin olarak
oybirliği ile kararlar alındığı açık kaynaklardan öğrenilmiştir.
- Tüm dünyada yaşayan Helenizmin mülki, dini ve kültürel kimliğini muhafaza
etmek ve Yunanistan ile Yunanlıların yaşadıkları ülkeler arasında köprü olarak
kullanmak amacıyla kurulan "Yurt Dışında Yaşayan Yunanlılar
Konseyi" (SAE)'nin esas amacının, Yunan milli çıkarlarını uluslararası
platformlarda savunmak ve özellikle Türkiye aleyhinde Dünya kamuoyunu etkilemek
olduğu kıymetlendirmektedir.
Konferansta, Fener Patriği Bartholomeos'un görev ve yetkilerini
aşan davranışlarda bulunduğu, "Ekümeniklik" iddialarını devam
ettirdiği, Yunan milletinin bir temsilcisi olduğunu bir kez daha gündeme
getirdiği görülmektedir. Bu nedenle Bartholomeos'un vatandaşı
olduğu Türkiye Cumhurıyetinin politikalarına aykırı beyanlarda bulunmasının ve
bir siyasal organizasyondaki görev ve yetkilerini aşan faaliyetlerinin
Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğu, herhangi bir işlem yapılmaması durumunda
teamül oluşturulacağından önleyici tedbir geliştirilmesi ve alınması önemli
görülmektedir.
Fener Patrikhanesinin yıkıcı faaliyetlerine karşı, Bağımsız Türk
Ortodoks Patrikhanesi İstanbul Baş Episkoposluğu Vakfı Temsilcisi Selçuk
Erenerol'un görevlerinden istifa ederek göstermek istediği tepkisi de
anlamlı görülmektedir.
Fener Patrikhanesi, tüzel kişiliği
bulunmamasına rağmen, İstanbul'daki Rumlara ait okullar, hastaneler vakıflar ve
dernekler gibi kuruluşları fiilen idaresi altında bulundurmakta, ayrıca
danışıklı yöntemlerle taşınmaz mal da edinmektedir. Rum vatandaşlar vasıtasıyla
kilise çevresinden 17 parsel araziyi satın aldırarak, kilise vakfına
bağışlatmıştır. PATRİKHANENİN 5 AŞAMALI PLANI
İstanbul'da
Ortodoks dünyası için yeni bir Vatikan yaratmayı hedefleyen Patrikhane 5 aşamalı
bir strateji izlemektedir.
BİRİNCİ AŞAMA:
Türkiye
Cumhuriyeti Kanunları"nın vesayetinden ve engellemelerinden kurtulmak
Bilindiği giibi Fener Rum Patrikhanesi, Lozan Anlaşması gereğince
“Azınlık statüsünde”dir. Dolayısıyla, Patrik ve kendisine bağlı 12
metropolit ancak Türkiye vatandaşı olan ruhaniler arasından seçilebilir. TC
hükümetlerinin uygun görmediği, onaylamadığı herhangi bir ruhani bu göreve aday
bile gösterilemez. Fener Rum Patrikhanesine
“Vatikan Statüsü” verme düşüncesinde olanlar, ilk aşama olarak
TC kanunlarının vesayetinden kurtulmalarının gerektiğine inanmaktadırlar. Bunun
için de Patrjkhaneye "Ekümeniklik” sıfatı vermek yeterlidir.
Türkiye bunu tanıdığı anda artık Patrikhaneyi kontrol edemeyecektir. İKİNCİ AŞAMA:
"Suriçi
İstanbul”un Patrikhanenin Ekümenik damgası altında eski Konstantinople olarak
yeniden ihyası
Patrikhane, Türk ve Rum işadamlarının satın alarak "Azınlık Vakıfları"na,
onların da Patrikhaneye hibe ettikleri gayri menkullerle, bu düşüncenin
altyapısını önemli ölçüde gerçekleştirmiştir. İstanbul'u sorunlarından kurtarma
gibi projelerlede "Suriçi İstanbul" esas şehirden ayrılır, kültürel ve dini
çehresi öne çıkarılırsa, Vatikan'a giden yolda çok büyük bir merhale kat edilmiş
olacaktır. Zira BM, AB, UNESCO ve Dünya Kiliseler Birliği gibi
kuruluşların parasal yardımıyla şehrin eski Bizans ve Hıristiyan çehresi ön
plana çıkarılmaya çalışılacaktır.
Mülkiyetine sahip olduğu çevre
araziyi yerleşime kapatarak, kendi kontrolüne almaya çalışacaktır.
ÜÇÜNCÜ
AŞAMA:
Hıristiyan
ülkelerin İstanbul'da dini ateşelikler açmaları
Ankara'da büyükelçilikleri bulunan tüm Hıristiyan ülkeler, Patrikhane civarında
yani Konstantinople'de birer "Dini Ateşelik" açacaklardır.
Bunlar, bir süre sonra Vatikanlaşacak, istikbaldeki devletin büyükelçilikleri
olacaklardır.
DÖRDÜNCÜ AŞAMA:
BM, AB ve
UNESCO gibi uluslararası kuruluşların surlar içindeki tarihi Konstantinople'nin
"Açık Şehir" haline getirilerek, Türkiye'nin hükümranlık hakkını tartışmaya
açmaları
Diğer üç aşama gerçekleştiği andan
itibaren Türkiye artık gelişmelerin önünü alamayacaktır. Başta BM, AB,
UNESCO, Dünya Kiliseler Birliği vb. birçok uluslararası kuruluş, tarihi
Konstantinople'nin restorasyonunda katkı sahibi olacaklardır.
Şehrin Bizantinist ve Hıristiyan
karakteri ön plana çıkarılacaktır. Sonuç olarak şehir bu haliyle dünyaya açık
bir ortak metropol haline getirilecek, dini ateşelikleriyle, kültür mozayiğiyle
artık bir Türk şehri değil, şimdilik sembolik de olsa 270 milyonluk Ortodoks
dünyasının kalbi ve kıblesi olacaktır.
BEŞİNCİ AŞAMA:
Vatikan'ın
(Bizans'ın) resmen kuruluşu
Bu safhada "Ekümenik" bir Patrikhanenin önderliğinde Bizans
yeniden ihya edilmiş olacak, önce İstanbul'un tamamı, kademeli olarak da
boğazların Avrupa yakasındaki topraklarımız elimizden çıkacaktır. Ekonomik
darboğazlarla boğuşan, dış baskı ve ambargolarla bunalan, PKK
terör örgütü ve sözde dost komşularıyla boğuşan bir Türkiye bu safhada dünyayı
karşısına alamayacaktır. Bu mücadelede hiçbir yerden destek de bulamayacaktır.
YUNANİSTAN'IN PATRİKHANEYE VERDİĞİ HEDEFLER
Yunanistan tüm Ortodoks ülkeler
üzerinde etkinlik sağlamak, Megali İdea'yı canlı tutmak,
Bizans'ın mirasçısı olarak Patrikhaneyi ön plana çıkarmak maksadıyla, Patriğin
faaliyetlerini desteklemektedir.
22 Ekim 1991'de Birinci Bartholomeos Patrik
seçildikten sonra Yunanistan Dışişleri tarafından Fener Patrikhanesine
"Gerçekleştirilmesi istenen hedefler" verilmiştir. Bu hedefler
şunlardır:
- Patrikhane'nin faaliyetlerinde "ekümenik" vasfını kanıtlaması
- Patrikhane'nin Rus Kilisesi ve Doğu Avrupa'daki kiliselerle ilişkilerini
güçlendirmesi
- Heybeliada Ruhban Okulu'nun faaliyete geçirilmesi
- İsviçre/Şambiri Ortodoks merkezinin güçlendirilmesi PATRİKHANENİN STATÜSÜ DIŞI FAALİYETLERİ
Yunanistan tarafından gösterilen
hedefleri de kapsayacak şekilde, Patrikhanenin statü dışı faaliyetlerini şu
başlıklar altında toplamak mümkün:
- Ekümeniklik vasfın, sağlama ve siyasi güç kazanma girişimleri
- Yunanistan ile ilişkileri (Bizans'ın ihyası) ve Ortodoks İttifakı kurma
girişimleri
- İdari, sosyal ve ekonomik faaliyetleri
- Heybeliada Ruhban Okulunu açtırma girişimleri
Patrikhanenin faaliyetleri ile bu faaliyetleri destekleyen yoğun yurtiçi ve
yurtdışı temas ve ziyaretler, Ortodoks cemaati bulunan ülkelerde örgütlenme,
kiliseler arası ve dini sorunları çözme, banka ve tv kurma girişimleri, statü
dışı olarak kendi içinde "Bakanlar Kurulu" benzeri, idari bir
yapılanma gayreti ve Yunanistan'la geliştirilen sıkı ilişkiler topluca
incelendiğinde;
- Patrikhanenin "Ekümeniklik" vasfını kabul ettirmek suretiyle
tüm ortodoks dünyasının Patrikhanesi niteliğini yeniden kazanmayı amaçladığı,
- Yunanistan'ın Fener Patrikhanesine "Ekümenik ve Vatikan modeli bir
dini devlet" statüsü kazandırıp, Patrikhane’nin dini nüfuzunu da
kullanarak “Ortodoks İttifakı” oluşturmaya çalıştığı,
- Patrikhane'nin oluşturulmaya çalışılan ortodoks ittifakın içinde etkin rol
alarak, Yunan idealleri ve özlemlerine hizmet eden, bir kuruluş olma yönünde
faaliyetlerini sürdüreceği,
- Patrikhane bünyesinde ”Bakanlar Kurulu” benzeri bir yapılanma
oluşturarak, kurulması düşünülen devlet için gerekli altyapının oluşturulmaya
çalışıldığı,
- Ruhban Okulunu açma girişimlerinin de İstanbul'da yaşayan 1200-1500 Rum
azınlığın gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan çok "Helen ve Ortodoks
emellerini" simgeleyen "siyasi bir talep" niteliğinde
olduğu değerlendirilmektedir. RUMLARIN KARADENİZ'E YÖNELİK FAALİYETLERİ
Karadeniz Bölgesi Rumlar için,
coğrafi ve tarihi olarak Helen idaresinin Türklere direndiği en son bölge olması
bakımından ayrı bir öneme sahip olup, bölge Megali İdea'nın bir
parçası durumundadır.
Yunanistan bu milli hedefini elde etmek maksadıyla, 1916-1922 yılları arasında
Karadeniz'den göç eden Rumların durumunu, öncelikle Yunan ve Uluslararası
Kamuoyunun gündemine getirmeye ve 19 Mayıs 1919 tarihinin, Pontusların
soykırım günü olarak kabul edilmesini sağlamaya yönelik çabalarını sürdürürken,
PKK ile işbirliği içerisinde, bölgeye yönelik faaliyetlerini de hızlandırmıştır.
Bu kapsamdaki önemli faaliyetler şunlardır;
- Yunanistan 1974'ten itibaren
Türkiye'ye karşı, Ermeni, Rum ve Kürt unsurların birleşik mücadelesini sağlama
çabası içme girmiş ve bu amaçla “Küçük Asya ve Kıbrıs Halkları Mücadele
Koordine Komitesini" kurmuştur.
- Pontusların soykırım konusunu, Yunan ve Dünya Kamuoyunun gündemine getirme
çalışmalarını hızla devam ettirmektedir.
- 1992 yılında Avrupa Parlamentosuna, Yunanistan tarafından "Pontuslu" Rumların
soykırımının kabul edilmesi ve 19 Mayıs'ın anma günü olarak tespitine ilişkin
bir karar tasarısı sunulmuştur. 19 Mayıs Günü, "Pontusluların
Soykırımının" anma günü olarak 1994 yılında Yunan Parlamentosunda kabul
edilmiştir.
- Türkiye'den göç eden Rumların ve yabancı misyonların bölgeye olan ziyaretleri
artmıştır.
- Türkiye'yi stratejik rakip olarak gören Yunanistan'ın Patrikhane ve PKK'yı da
kullanarak Pontus'a yönelik faaliyetleri ile, Karadeniz'in gelecek dönem dünya
ekonomisinde oynayacağı rolü de dikkate alarak bu konuda Türkiye'nin
avantajlarını azaltma gayretleri içinde olacağı
- Türkiye'den göç ederken, arazi ve gayri menkullerinin tapularını yanlarında
götüren Rumların, halen İngiltere, Fransa ve Avusturalya'daki yakınlarını
kullanarak, söz konusu tapuları uluslararası hukuk çerçevesinde dile getirerek
Karadeniz Bölgesinden toprak isteme çabalarını gündeme getirebilecekleri, sözde
Pontus soykırımını uluslararası kuruluşlara kabul ettirme yönünde, gayretlerini
arttıracağı, değerlendirilmektedir.
ERMENİLERİN FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
İstanbul Kumkapı Ermeni
Patrikhanesi, Ermenistan'daki Eçmiyazin Katagikosluğu'na bağlı olup, Büyük
Ermenistan'ın kurulmasını ve Ermenistan ile birleşmesi yönünde faaliyetlerini
sürdürmektedir. Ermenilerin ülkemizden talepleri, sözde soykırımın tanınması,
buna karşılık tazminat ödenmesi ve toprak verilmesi olarak özetlenebilir.
Bu maksatla Ermeni Terör
Örgütleri, 1973'lerden günümüze 31'i resmi görevli olmak üzere 47 vatandaşımızı
şehit etmişlerdir.
6 Nisan 1980'de Lübnan'da ASALA
ile PKK arasında imzalanan bir antlaşma ile, ASALA Türkiye'ye yönelik terör
hareketlerini Karabağ'a kaydırmış ve yerini PKK terör örgütüne bırakmıştır.
Sözde Ermeni davasının izlenmesi
ise, daha ziyade ABD Kongresi ve Avrupa Parlamentosu gibi siyasi platformlara
kaydırılmıştır.
Anma faaliyetleri, 1996 yılından
başlamak üzere çeşitlilik ve kapsamlı boyutlara sahip bir görünüm arzetmiştir.
Sözde soykırımın kabulüne yönelik talepleri de dile getirmeyi sürdürmüşlerdir.
Sözde soykırım törenleri; 1997
yılında geçen yıllara oranla daha sessiz ve olaysız geçmiştir. Sözde soykırımı
daha çok siyasi platformlara çekme çabaları yoğunluk kazanmıştır. Bazı yerlerde
PKK-ERNK temsilcilerinin de katılımı dikkati çekmiştir. Önceki yıllarda, Ermeni
çevrelerin faaliyetleri, 24 Nisan tarihine odaklanmışken, bu yıl gözlenen bir
eğilim de, bu faaliyetlerin kitap yayını, sergi açılması, anıt dikilmesi gibi
çalışmalarla, tüm yıla yayılarak konunu sürekli canlı tutulmak istenmesi
olmuştur.
Son olarak, Ermeniler son yıllarda
faaliyetlerini daha siyasi ve kültürel içerikli hale getirmişlerdir. Ancak
Ermeni terör örgütlerinin varlıklarını bugün de muhafaza ettikleri bilinmekte
olup, kendi uygun görecekleri koşullarda yeniden terörist eylemlere
yönelebilecekleri değerlendirilmektedir.
SONUÇ OLARAK:
Türkiye'de yaşayan Rum ve Ermeni
azınlık ile Diaspora Ermenileri ve Rumların Yunanistan'ın öncülüğünde Türkive
aleyhtarı faaliyetlerini sürdürecekleri,
Türk Bayrağını, kendi insanı
dışında ortaklık kurduğu PKK Terör Örgütü, Rumlar ve Ermeni göstericilere
yaktıran Yunanıstan'ın;
a) Türkive toprakları üzerinde
başlattığı bu "özel savaş'" bütün vasıtaları kullanarak her alanda
yaygınlaştıracağı,
b) Fener Patrikhanesi ile ilgili olarak Türkiye’nin inisiyatifinde bir çözüm
öngörülmediği takdirde, bu kuruluşun dış kamuoyunun desteğini alarak ülkemizin
iradesi dışında bir yapılanmaya gidebileceği düşünülmektedir.
Bugün ve gelecekte milli
güvenliğimizi, birlik ve bütünlüğümüzü etkileyen bu ve benzeri sorunlarla ilgili
olarak stratejik öngörü modelleri geliştirilerek bir disiplin içerisinde
uygulanması gerekmektedir.
PATRİKHANENİN DİĞER DEVLETLERLE OLAN
İLİŞKİLERİ
ABD-Patrikhane
İlişkileri:
Kuzey ve Güney Amerika Ortodoks Kiliseleri
Başpiskoposu Yakovas, düşmanca hareketleri nedeni ile Türk
vatandaşlığından çıkarılması sonrasında Fener Rum Patriği tarafından yurt dışına
atanmıştır. Patrikhanenin evrensel sözcüsü gibi görev yapan Yakovas, aynı zamanda ABD'de güçlü Yunan
lobisinin de başını çekmektedir.
ABD'de yaşayan Ortodokslar, gerek
Yakovas'ın ve gerekse Ortodoks Yunan asıllı Senatör Dr. John Bredames'in
yönlendiriciliğinde yoğun propaganda ve lobicilik faaliyeti yürütmektedirler.
Kuzey ve Güney Amerika Başpiskoposluğu, O'conner and Hannan
isimli bir avukatlık ve lobi firması ile de 01 Ocak 1997 tarihinde bir anlaşma
imzalamıştır. Söz konusu güçlü lobicilik faaliyetlerinin etkisi ile, - 21 Mart
1994’te Başbakan Çiller'e Clinton'un
"Patrikhanenin statüsünde değişiklik yapılması" isteğini dile
getiren mektubun iletilmesi,
-ABD Dışişleri Bakanlığı'nca
Patrikliğin İstanbul'da uluslararası konferanslar düzenlenmesi içerikli
faaliyetlerine destek olunması gibi sonuçlar elde etmektedirler.
Ayrıca, ABD kongresi üyelerinden Olympia J.
Snowe tarafından ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu'na 11
Ağustos 1995’te, Fener Rum Patrikhanesi'nin güvenliği ile ilgili bir tasarı
sunulmasında, anılan lobicilik faaliyetlerinin etkisi olmuştur. Söz konusu
tasarıda, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin terörist saldırıların yanı sıra,
Türk Hükümeti'nin İstanbul Belediyesi'nin ve Türk basınının olumsuz tutumlarına
maruz kaldığı, bu nedenle ABD yönetiminin ve BM Güvenlik Konseyi'nin Patrikhane
ve mensuplarının korunması ve faaliyetlerinin kısıtlanmaması hususlarında Türk
hükümeti nezdinde girişimlerde bulunmaları gerektiği vurgulanmaktadır.
Diğer taraftan;
- Boston Ortodoks Teoloji Okulu son sınıf öğrencilerin oluşan
19 kişilik stajyer grubunun, 07 Ağustos 1999 tarihinde İstanbul'a gelerek
Heybeliada Özel Rum Erkek Lisesi Vakfına ait binalarda misafir edilmesi,
- Fener Rum Patrikhanesinin girişimi ve merkezi Newyork'ta bulunan Din
ve Barış Üzerine Dünya Konferansı (WCRP) örgütünün işbirliğiyle
gerçekleştirilen "Ortodoks Kiliseler ve Avrupa Hıristiyan Demokrat
Partileri arasında IV. Diyalog" isimli uluslararası toplantının, 08-09
Haziran 2000 tarihlerinde İstanbul'da yapılması, Fener Rum Patrikhanesi'nin ABD
ile olan diyalogunu ortaya koymaktadır.
Bilindiği gibi ABD'nin hedefi "Yeni Dünya Düzeni"nde "Tek Başlı, Tek Merkezli"
bir dünya meydana getirmektir. Yaklaşık 50 yıl boyunca "Çift Başlı" bir dünyanın
sıkıntılarının kendisine ne kadar pahalıya mal olduğunu görmüştür. Bugün için
Rusya her ne kadar eski gücünden çok uzaklaşmış görünse de, gerek nüfusu, gerek
coğrafyası, gerek yeraltı-yerüstü zenginlikleri ve gerekse askeri gücüyle her
zaman süper güç olmaya namzet bir ülkedir.
Rusya, yeni şekillenmede gelecekteki yapısını Ortodoks kilisesi ve Slav
milliyetçiliği üzerine bina edebilecektir. Ancak, halihazırda Rus yöneticileri,
eski komünist sistemin eğitim ve düşünce yapısıyla yetiştikleri için
"Din olgusuna, kiliseye" gereken sıcaklıkta bakamamaktadırlar. Bu
durum, ABD'nin Ortodoks alemi hakkındaki plan ve projeleri için önemli bir
avantajdır. Diğer yandan yaklaşık 270 milyon Ortodoks aleminin ezici
çoğunluğunun (yaklaşık 200 milyon) Rus olması ise ABD için bir dezavantajdır.
Öte yandan Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden eğitime açılma konusunda büyük
destek veren ABD'nin bu dezavantajı ortadan kaldırmak için "Rum Milli
Kilisesi" olan Fener Patrikhanesi'ne "Ekümeniklik"
sıfatı ve yetkisi kazandırmak suretiyle, Ortodoks aleminin kontrolünü Rusya'nın
elinden almak düşüncesindedir. Böylece Türkiye'de sadece 2000-3000 tüm dünyada
ise 8-10 milyon müntesibi bulunan bir kilise ile, 270 milyonluk Ortodoks
alemini, özellikle Rusya'nın yeni yapılanmasındaki iki ayağından birini kontrol
etmiş olacaktır.
Rusya-Patrikhane İlişkileri:
Rusya'daki Ortodoksluk, tüm dünya Ortodoksluğu için çok büyük önem taşımaktadır.
Rusya'yı dikkate almadan Ortodoks aleminde hiçbir girişim yapılamayacağı dünya
kamuoyu tarafından bilinmektedir.
Özellikle SSCB'nin dağılmasından sonra yeniden Çarlık dönemindeki gücüne kavuşan
Rus Ortodoks Kilisesi, tüm Ortodoksluğun temsilcisi ve koruyucusu olduğunu her
fırsatta vurgulamaktadır. İstanbul'daki Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, statü
itibariyle "Eşitler arasındaki birinci" durumundaysa da son
sözün söylenmesinde en büyük pay yine de Rus Ortodoks Kilisesindedir.
Rusya'da geçmişte olduğu gibi günümüzde de Ortodoks aleminin her milletine özgü,
milli kilise vardır. Ayrıca 1821'den itibaren güçlendirilmiş ve fakat 1912'de
gücü ezilmiş olan Grek Ortodoks Kilisesi de bulunmaktadır. Günümüzde Rus
Ortodoks Kilisesiyle Grek Ortodoks Kilisesi, birlikte Ortodoksluğun en önemli
temsilcileri durumundadırlar. Rus Ortodoks Kilisesi, SSCB'nin dağılmasıyla
yeniden ve eskisinden çok daha güçlü olarak ortaya çıkmıştır. Tarihteki tüm
iddialarını yeniden gerçekleştirme çabasına giren bu kilisenin kendisi için
koyduğu nihai hedef, İstanbul'un Ortodoks kimliğinin, Rus Ortodoks Kilisesi'nin
denetimi altına alınarak bir kez daha tarih sahnesine çıkartılmasıdır.
Fener Rum Patrikhanesi, eski Sovyetlerin dağılması sonrasında Rus Ortodoks
Kilisesi'ni karşısına alma pahasına ABD'nin de desteği ile Rus Ortodoks
kilisesine bağlı Ukrayna ve Estonya kiliselerini bağımsız kilise olarak tanıma
kararı almış, bu kararın arkasında Rusya'nın bulunması, Rusya Patrikhanesi'ni
rahatsız etmiştir. Bu konu Fener Rum Patrikhanesi ile Rus Patrikhanesi
arasındaki anlaşmazlıkların temelini oluşturmaktadır. ABD ve Avrupa Birliği'nin
de Fener Rum Patrikhanesi'ne karşı son zamanlarda artan ilgisinin altında yatan
nedenlerden birisi de ortak çıkarlar doğrultusunda Fener Rum Patrikhanesinin
almış olduğu bir karardır.
Bu temel anlaşmazlığa rağmen, Rus Ortodoks
Patriği Alexy ll'nin girişimleriyle 20 Ocak 1996 tarihinde Fener
Patrikhanesi'yle bir protokol imzalanmış ve 201 sayılı bu protokole göre "iki
kilise birbirlerinin çıkarlarını zedelememe ve birbirlerinin etki alanına
müdahale etmeme kararı" almışlardır. Fener Rum Patrikhanesi ile Moskova
Patrikhanesi arasında imzalanan ve Estonya'da faaliyet gösteren 87 kilisiye
bağlı cemaatin 52'sinin, Fener Rum Patrikhanesi'ne 29'unun Moskova
Patrikhanesi'ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmesini karara bağlayan
anlaşma, Fener Rum Patrikhanesi'nin zaferi olarak nitelendirilebilir.
Ancak Estonya'daki 6 kilisenin cemaatinin ise hangi Patrikhaneye bağlı olarak
faaliyetlerini sürdüreceği konusundaki kesin karar verilememiştir. Diğer
taraftan 01 Temmuz 1993 tarihinde Rusya ile Yunanistan arasında imzalanan 12
maddelik Anlaşma ile;
-İslam ve Türk tehlikesine karşı ortak askeri savunmanın,
-Balkanlardaki Türk-İslam tehlikesine karşı ortak mücadelenin,
-Yunan ve Ortodoks kiliselerinin işbirliğinin sağlanması önem arzetmektedir.
Yunanistan-Patrikhane İlişkileri:
Yunanistan'ın 1829 yılında bağımsızlığını kazanmasından sonra İstanbul Fener Rum
Ortodoks Patrikhanesi her geçen gün Yunan hükümetinin çıkar ve buyrukları
doğrultusunda hareket etmeye başlamıştır. Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmak
için yürüttüğü faaliyetlere önemli ölçüde destek veren Patrikhane, Yunanistan
bağımsızlığını kazandıktan sonra da bu desteğini artırarak devam ettirmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılması ve mütareke
döneminin başlamasıyla birlikte, Patrikhane Bizans'ı yeniden diriltmek ve Türk
topraklarından bir kısmını Yunanistan'a bağlamak için yoğun faaliyete
girişmiştir. Bu amaçla büyük Yunanistan hayalini gerçekleştirmek için faaliyet
gösteren Etniki Eterya, Mavri Mira gibi cemiyetler ile
Patrikhaneyi bir merkez olarak kullanmışlardır. Patrikhane ayrıca Karadeniz
Bölgesindeki Rum çetelerini de desteklemiştir. Fener Rum Patrikhanesinin Yunan
isyanları sırasında, Girit Adası'nın, Mora'nın elimizden çıkmasında, Kurtuluş
Savaşı verdiğimiz yıllarda Patrikhanenin destekleriyle kurulan Mavri
Mira ve Pontus Cemiyetleri vasıtasıyla Anadolu'nun çeşitli yörelerinde
Rum azınlığın giriştiği ayaklanmalarda önemli bir rol oynadığı gerçektir.
Patrikhaneyi Yunanistan'la birleştirmesi konusunda, yarı resmi de olsa siyasi
programının başına alan Venizelos'un bu dönemde İstanbul'a yolladığı iki siyasi
temsilcinin, Patrikhane ile işbirliği yaparak İstanbul'dan toplanan çok sayıda
gönüllü Rum'u silahlandırıp, İzmir ve Trakya'ya gönderdikleri muhtelif
tarihçiler tarafından ifade edilmektedir. Ayrıca, İstanbul'un 16 Mart 1920'de
İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesinden sonra, Patrikhaneye Bizans'ın
çift başlı kartal armasını taşıyan bayrağı çekilmiştir. (Fener Patrikhanesi
Bizans'ın çift başlı kartal armasını bugün de kullanmaktadır) Bu durum bize
Bizans'ın tekrar diriltilmesi için varolan ruhun hiçbir zaman ölmediğini ve
uygun bir zemin bulduğunda tekrar ortaya çıkabileceğini göstermektedir.
Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi'ne
yeni bir statü kazandırılarak Osmanlı Devleti dönemindeki ayrıcalıklarının
kaldırılması, Patrikhane ile Yunanistan arasındaki ilişkilere bir durgunluk
getirmiş ve nispeten Yunanistan'ın Patrikhane üzerindeki nüfuzunu kırmıştır.
Ancak bu durum Yunanistan ile Patrikhane arasındaki bağı tamamen koparmamıştır.
Günümüzde de Patrikhane ile Yunanistan arasındaki ilişkiler açık bir şekilde
devam ettirilmektedir.
1992 yılında, Girit Adası'nda Patrik
Bartholomeos'un şerefine verilen bir yemekte, dönemin
Yunanistan Başbakanı Michotakis'in Fener Patriğine hitaben yaptığı
konuşmada "Sayın Patrik, tüm Helenizm'in ve
özellikle vatanımızın sınırları içinde yaşayan 10 milyon Yunanlının yanınızda
olduğunu unutmamanızı isterim" şeklindeki ifadeleri,
Yunanistan'ın Patrikhaneye bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir.
Esas itibariyle Yunanistan Patrikhaneyi "Büyük Yunanistan"
hayalini gerçekleştirmek için bir temel taşı olarak görmektedir.
Bu bağlamda, Patrikhanenin faaliyetlerine destek olmak Yunanistan'da hükümet,
muhalefet ve tüm basının mutabakata vardığı bir devlet politikasıdır.
Basın-yayın organlarında her fırsatta Patrikhanenin sözde "Ekümenik"
vasfı vurgulanmaktadır.
Ayrıca Yunanistan'ın bilhassa Türkiye'nin de taraf olduğu her konuyu iki ülke
arasındaki boyutundan çıkararak destek sağlamak amacıyla uluslararası boyuta
çekme ve Batı-Hıristiyan toplumunu arkasına alma alışkanlığı bilinmektedir. Bu
çerçevedeYunanistan, Fener Patrikhanesi konusunu da uluslararası gündeme
getirmek ve destek sağlamak amacıyla
"Patrikhanenin Ekümenik Özelliğinin Ortodoks Kilisesini ve Ortodoks alemini
ilgilendiren bir kilise ve mezhep konusu olduğu" görüşünü ortaya
atmıştır.
Nisan 1994'de Yunanistan hükümet sözcüsünün Selanik'te yaptığı açıklamada,
"Patrikhane konusunun bir Türk-Yunan konusu
değil uluslararası boyutu olan bir mesele olduğunu" vurgulaması,
yine aynı konuya ilişkin olarak Yunanistan'da kurulu bulunan partilerden YDP
lideri Evrt'in "Ortodoks Patrikhaneye karşı
yapılacak girişimler otomatikman bütün Ortodoks kiliselerine ve Yunan ulusuna
yapılan bir girişim olarak kabul edilecektir. Helenızmın tarihi boyutunu
gösterme zamanı gelmiştir. Helenizme karşı indirilen darbelere son verilsin.
Başka kaybolmuş ve unutulmuş vatanlar olmasın” şeklindeki
ifadeleri, Yunanistan’ın bu amacını, bütün çıplaklığı ile gözler önüne seren bir
başka örnektir.
Yunanistan ve Fener Rum Patrikhanesi'nin ortak amaç doğrultusunda yürüttükleri
faaliyetlerine bakıldığında Yunanistan'ın;
- 1991'de Fener Patriği'nin Türk vatandaşı olması zorunluluğunun kaldırılmasını
talep ettiği,
- 1993'de Ayasofya'nın yeniden Ortodoks ibadetine açılması isteğini dile
getirdiği, - Avrupa'da Bizans'ı hatırlatma kampanyaları başlatıldığı,
- Moskova'da sermayesini Yunanlı işadamlarının sağladıkları ilk ve tek Ortodoks
bankasının kurulduğu, - Atina'da Türklerin ve İslam'ın etkisini kırmak,
İstanbul'u yeniden kazanmak amacıyla bir siyasi parti ve bir vakıf oluşturduğu
görülmektedir.
Yakın dönemde 22-28 Eylül 1997 tarihleri arasında, AB Dönem Başkanı Jacques Santer'in
himayelerinde ve Fener Rum Patrikhanesi'nin koordinesinde "Karadeniz
Tehlikede" konulu bir sempozyum düzenlenmiştir. Trabzon'dan başlayarak
Batum, Novorossysk, Odesa, Sulina, Varna ve İstanbul, limanlarına uğrayarak
Selanik'te son bulacak şekilde seyir halindeki bir gemide gerçekleştirilen
sempozyuma Avrupa ülkeleri ve Türkiye'den çok sayıda din, bilim ve iş adamı
katılmıştır. (Katılan 329 kişiden 21’i Türk’tür)
Patrik Bartholomeos, 28 Eylül-02 Ekim 1997 tarihleri arasında
sempozyum kapsamında Selanik’i ziyaret etmiş, Selanik’te Yunan ve Bizans
bayrakları altında askeri tören ve Yunan milli marşı eşliğinde Yunan
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Generaller, PKK ile yakın ilişkileriyle tanınan
milletvekilleri, AB ülkelerinin Selanik Konsolosları ve din adamlarından oluşan
kalabalık bir topluluk tarafından karşılanmıştır.
AVRUPA BİRLİĞİ İLERLEME RAPORU
AB ilerleme raporunda yer
alan tespitlerden özellikle azınlıklara ifade özgürlüğü ve insan haklarına
ilişkin olanlar dikkat çekicidir.
Raporda;
Hıristiyan kiliselerin özellikle sahip oldukları gayri menkullerle ilgili olarak
zorluklarla karşılaşmaya devam ettikleri, Heybeliada Ruhban Okulu'nun 1971
yılında kapatılmasından beri bir gelişme olmadığı ve çeşitli kiliselerin hukuki
statülerini kabüldeki eksiklik dile getirilmekte,
İnanç özgürlüğü alanında, gayri-müslim gruplara yönelik hoşgörünün arttığı
belirtilirken, Sünni olmayan Müslüman toplulukların (Alevilerin) durumunda bir
gelişme olmadığı, Alevilere resmi yaklaşımın değişmediği, Alevilerin Diyanet
İşleri Başkanlığında temsil edilmediği, zorunlu din eğitiminde ve okul
kitaplarında Alevi mezhebinin öğretilmediği ve devletin mali desteğinin sadece
Sünni Müslüman camilere ve dini vakıflara verildiği vurgulanmakta,
Kültürel haklarla ilgili olarak yapılan anayasal değişikliğe rağmen, ortak
gelenek ve kültürel kimliğe sahip etnik grupların üyelerinin kendi kültürel
kimliklerini ve kendi dillerini kullanma alanında bir gelişme olmadığı ifade
edilmekte,
İnsan hakları alanında 2001 yılında iki HADEP mensubu kişinin Şırnak/Silopi İlçe
Jandarma Komutanlığı tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu konusunun
hala açıklanmadığı vurgulanmakta,
İşkence ve kötü muamele ile ilgili durumun son düzenli rapordan beri
düzelmediği, ciddi bir şekilde kaygı nedeni olmaya devam ettiği ve gözaltında
işkence ve kötü muamele olaylarının sürdüğü ileri sürülmekte,
Ayrıca, Türkiye'nin 1923 tarihli Lozan Antlaşması'nda tanınan azınlıklar dışında
başka azınlık tanımayarak, Avrupa Konseyi'nin "Azınlıkların Korunması
Çerçeve Anlaşmasını" imzalamadığının üzerinde durulmaktadır.
Malumları olduğu üzere Türkiye ile Avrupa Birliği azınlık kavramlarını farklı
değerlendirmektedir. Türkiye, Avrupa Birliği'nin tersine, Avrupa Konseyi'nin
"Azınlıkların Korunması Çerçeve Anlaşmasında" öngörülen ulusal
azınlık kavramını henüz kabul etmemekte, azınlık kavramından sadece Lozan
Antlaşması'nda sayılanları anlamaktadır.
Azınlıklar konusunda kesin ve kalıplaşmış standartlar tespiti çok güçtür; her
ülkenin etnik, sosyal, tarihi özellikleri gözönünde tutularak, azınlık
sorunlarına çözüm yolları araması gereklidir.
Türk Hukuk Sisteminde kural olarak azınlık kavramı yer almamakla birlikte, Lozan
Antlaşmasında yer alan Müslüman olmayan azınlıklar bu kuralın tek istinasını
oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'de azınlık olarak sadece dini azınlıklar
bulunmaktadır.
Diğer taraftan, Türkiye Anayasası, etnik kıstaslara dayalı ayrımcılığı tamamen
dışlamakta olup, tüm Türk Vatandaşları kanun onunde aynı hak ve yukumluluklere
sahiptir.
Kişinin etnik benliğine sahip olması ve bunu koruması vatandaşın ne kadar meşru
hakkı ise, üniter bir devlette vatandaşların bir yurttaşlık sadakatine sahip
olmaları da o kadar görevleridir. Yurttaşlık kimliğinin kültürel kimlikten önce
gelmesi gerekmektedir.
CEMAAT VAKIFLARI YÖNETMELİĞİ
"Cemaat Vakıflarının
Taşınmaz Mal Edinmeleri, Bunlar Üzerinde Tasarrufta Bulunmaları ve Tasarrufları
Altında Bulunan Taşınmaz Malların Bu Vakıflar Adına Tescil Edilmesi Hakkında
Yönetmelik”, Resmi
Gazete'nin 24 Ocak 2003 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sözkopusu yönetmelik, AB’ye uyum çerçevesinde çıkarılan 4771 sayılı yasa paketi
içinde yer alap Vakıflar Kanunundaki değişiklik dayanak yapılarak hazırlandı.
"Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri ve Bunlar Üzerinde Tasarrufta
Bulunmaları Hakkında Yönetmelik", ilk kez, 57. Hükümet döneminde, 4
Ekim 2002'de yayınlandı. 58. Hükümet döneminde yayımlanan yeni yönetmelikle 4
Ekim tarihli yönetmelik yürürlükten kaldırıldı.
Yönetmelik, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın Vakıflar Kanunu gereğince
tüzel kişilik kazanmış Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfların, dini,
hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak
ve sadece bu alanlardaki amaçlarını sürdürecek geliri sağlamak üzere taşınmaz
mal edinmelerine ilişkin esasları belirliyor.
AB 6. Uyum Yasaları çerçevesinde 19 Haziran 2003 tarihinde Vakıflar Yasası'nda
değişikliğe gidildi ve cemaat vakıflarının tasarrufları altında bulunduğu
belirlenen taşınmaz malların vakıf adına tescili için yapılacak başvurular
bakımından öngörülen 6 aylık süre 18 aya çıkarıldı. Buna göre, Cemaat Vakıfları,
4903 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 18 ay içinde tescil
başvurusunda bulunabilecekler.
Yönetmelik ile birlikte Türkiye’de faaliyette bulunan 160 cemaat vakfının da
listesi yayınlandı.
CEMAAT VAKIFLARININ TAŞINMAZ MAL EDİNMELERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK
Devlet Bakanlığı ve
Başbakan Yardımcılığından:
Resmi Gazete: 24 Ocak 2003 - 25003
Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri,
Bunlar Üzerinde Tasarrufta Bulunmaları ve Tasarrufları Altında Bulunan Taşınmaz
Malların Bu Vakıflar Adına Tescil Edilmesi Hakkında Yönetmelik
BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak
Amaç Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, 5/6/1935 tarihli ve 2762
sayılı Vakıflar Kanununun değişik 1 inci maddesinde yer alan hükümlerle ilgili
uygulama usul ve esaslarını belirlemektir.
Kapsam Madde 2 - Bu Yönetmelik; vakfiyeleri olup olmadığına
bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış
Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfların, dinî, hayrî, sosyal,
eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak ve sadece bu
alanlardaki amaçlarını sürdürecek geliri sağlamak üzere taşınmaz mal edinmeleri
ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunmaları ile bu vakıfların aynı
alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak ve sadece bu alanlardaki amaçlarını
sürdürecek geliri sağlamak üzere, her ne surette olursa olsun, tasarrufları
altında bulunan taşınmaz malların vakıf adına tesciline ilişkin usul ve esasları
kapsar. Söz konusu vakıflara ait liste bu Yönetmelik ekindedir.
Dayanak Madde 3 - Bu Yönetmelik, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun değişik
1 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM
Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri
Edinilebilecek taşınmaz malların kapsamı Madde 4 - Cemaat vakıfları; Vakıflar Genel Müdürlüğünün izni
ile dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere satın alma, vasiyet, hibe ve sair yollarla taşınmaz mal
edinebilirler.
Başvurunun şekli ve istenilen belgeler Madde 5 - Cemaat vakıfları tarafından taşınmaz mal satın alma
ve ayni haklarla ilgili diğer tasarruflara ilişkin başvurular, vakfın bağlı
olduğu Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yapılır.
Başvuruda;
a) Taşınmaz malın nevi, imar durumu ve açık adresi, halihazırda ne amaçla
kullanıldığı, hangi amaç için iktisap edilmek istendiği,
b) Vakfın malî durumunu gösteren son yıla ait bilançosu, gelir-gider tablosu,
c) Vaklf yönetimi tarafından alınmış gerekçeli karar,
d) Taşınmaz malın durumuna ilişkin; Vakıf Gayrimenkul Ekspertiz Değerlendirme
A.Ş., Emlak Gayrimenkul Ekspertiz A.Ş, T.C.Ziraat Bankası, Ticaret ve Sanayi
Odası, Mimarlar Odası herhangi birinden alınmış ve birden fazla eksper
tarafından düzenlenmiş ekspertiz raporu,
e) Bağış ve vasiyet halinde tasarrufa ilişkin yasalarca öngörülen belge,
istenecektir.
Değerlendirme ve sonucunda yapılacak işlemler Madde 6 - Başvurular, Vakıflar Bölge Müdürlüğü görüşü ile
birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğüne gönderilir. Gerektiğinde; ilgili Bakanlık,
kamu kurum ve kuruluşlarının görüşü alınarak konu yetkili Daire Başkanlığı
görüşü ile birlikte Vakıflar Meclisine intikal ettirilir. Vakıflar Meclisi
tarafından konu incelenir, eksik bulunan hususlar vakfa tebliğ edilir. Tebliğden
itibaren iki ay içerisinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde talepten
vazgeçilmiş sayılır. İstenilen belge ve bilgilerin eksiksiz olması halinde
Vakıflar Meclisi kararı ilgili vakfa başvurudan veya eksikliği giderildiği
tarihten itibaren iki ay içerisinde gerekçeli olarak bildirilir. Vakıflar
Meclisinin olumlu kararını takiben vakfa, yetki belgesi verilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Malları Üzerinde Tasarrufları
Tasarruf Yetkisinin Kullanılması Madde 7 - Cemaat vakıfları, taşınmaz malları üzerinde; dinî,
hayrî, eğitsel, sıhhî, sosyal ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak
ve sadece bu alanlardaki amaçlarını sürdürmek üzere tasarrufta bulunabilir. Ayni
haklara ilişkin tasarruflar Vakıflar Genel Müdürlüğünün iznine tabidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Bağış ve Vasiyet Madde 8 - Vasiyetname veya bağış yoluyla cemaat vakıfları adına
tescil edilmek istenilen taşınmazlar hakkında; bağışın veya vasiyetin konusu
olan taşınmazın vakfın tasarrufuna 9/8/2002 tarihinden önce geçmiş olması
halinde bu Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesindeki, 9/8/2002 tarihinden sonra
geçecek olanlarda ise ikinci bölümde yer alan hükümler uygulanır.
BEŞİNCİ BÖLÜM Diğer Hükümler
Cemaat vakıflarının tasarruflarında bulunan taşınmazların tescili
Geçici Madde 1 - Cemaat vakıfları 9/8/2002 tarihine kadar
tasarrufları altına giren taşınmaz malların vakıfları adına tescili için
9/8/2002 tarihinden başlayarak altı ay içinde vakfın bağlı bulunduğu Bölge
Müdürlügüne yazılı olarak başvuruda bulunurlar.
Başvuruda şu belgeler istenir;
a) Taşınmaz malın nevi, il, ilçe, mahalle, pafta, ada ve parsel numarası ve açık
adresi halihazırda ne amaçla kullanıldığı, fiziki şatları itibariyle
halihazırdaki durumu, ne şekilde vakfın tasarrufuna geçtiği,
b) Taşınmaz malın vakfın tasarrufuna ilişkin 9/8/2002 tarihinden önceki bir
tarihi taşıyan, aşağıdaki belgelerden bir veya makbul sayılabilecek eş değer bir
belge; vergi kaydı, emlak vergi beyannamesi, kira kontratı, elektrik, su,
doğalgaz faturası, tasdikli irade suretleri ile fermanlar, muteber mütevelli,
sipahi, mültezim temessük veya senetleri, kayıtları bulunmayan tapu veya mülga
hazinei hassa senetleri veya muvakkat tasarruf ilmühaberleri, tasdiksiz tapu
yoklama kayıtları, mülkname, vasiyetname ve vasiyet tenfiz kararları, muhasebatı
atika kalemi kayıtları, mubayaa, istihkam ve ihbar hüccetleri, evkaf
idarelerinden tapuya devredilmemiş tasarruf kayıtları.
Başvurular, Vakıflar Bölge Müdürlüğü görüşü ile birlikte Vakıflar Genel
Müdürlüğüne gönderilir. Gerektiğinde; ilgili Bakanlık, kamu kurum ve
kuruluşlarının görüşü alınarak konu yetkili Daire Başkanlığı görüşü ile birlikte
Vakıflar Meclisine intikal ettirilir. Vakıflar Meclisi tarafından konu
incelenir, eksik bulunan hususlar vakfa tebliğ edilir. Tebliğden itibaren iki ay
içerisinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde talepten vazgeçilmiş sayılır.
İstenilen belge ve bilgilerin eksiksiz olması halinde Vakıflar Meclisi kararı
ilgili vakfa başvurudan veya eksikliğin giderildiği tarihten itibaren iki ay
içerisinde gerekçeli olarak bildirilir.
Başvurunun Vakıflar Meclisi tarafından uygun bulunması halinde vakfa tescil
talebinde bulunmaya esas olmak üzere talebe konu taşınmaz malın vakfın
tasarrufunda bulunduğunu, tashihen tescilin yapılmasının Vakıflar Genel
Müdürlüğünce uygun bulunduğunu belirten yetki belgesi verilir.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
Madde 9 - 4/10/2002 tarih ve 24896 sayıl, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri ve Bunlar Üzerinde Tasarrufta
Bulunmaları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
Madde 10 - Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 11 - Bu Yönetmelik hükümlerini Vakıflar Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu
Devlet Bakanı yürütür.
FAALİYETTE BULUNAN CEMAAT
VAKIFLARI
1- Beykoz Aya Paraşkevi Rum
Ortodoks Kilisesi Vakfı
2- Büyükada Panayia Aya Dimitri Profiti İlyaRum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi
Vakfı
3- Heybeliada Aya Triada Tepe Manastırı Vakfı
4- Heybeliada Aya Nikola Rum Ortodoks Vakfı
5- Heybeliada Rum Ruhban Okulu Vakfı
6- Kınalıada Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
7- Burgazada Aya Yorgi Karipi Manastırı
8- Burgazada Aya Yani Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
9- Fener Maraşlı Rum İlkokulu Vakfı
10- Fener Yoakimion Rum Kız Lisesi Vakfı
11- Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı
12- Feriköy 12. Apastol Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı
13- Fener Tekfursaray Panayia Hançerli Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
14- Fener Vlahsaray Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
15- Fener Meryem Ana Rum Ortodoks (Kanlı) Kilisesi Vakfı
16- Kurtuluş Aya Tanaş Dimitri Aya Lefter Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı
17- Beyoğlu Rum Ortodoks Kileseleri ve Mektebi Vakfı
18- Beşiktaş Cihannüma Rum ortodoks Kilisesi Vakfı
19- Beşiktaş Nanayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
20- Yenimahalle Aya Yani Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
21- Bebek aya Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
22- Çengelköy Aya Yorgi Rum Ortodoksk Kilisesi Vakfı
23- Fatih Eğrikapı panayia Rum Ortodoksk Kilisesi Vakfı
24- Aksaray Langa Aya Todori Rum Ortodoks Kilisesi
25- Bağımsız Türk Ortadoks Kiliseleri ve Patrikhanesi Vakfı
26- Ayvansaray Aya Dimitri, Aya Vlahame Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı
27- Üsküdar Profiti İlya Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı
28- Arnavutköy Aya Strati Taksiarhi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
29- Yeşilköy Aya İstepanos Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
30- Altı Mermer Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
31- Cibali Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
32- Kuzguncuk Aya Pandeliimon Rum Ortodoks Kilisesi
33- Kumkapı Aya Kiryaki Elpida Rum Ortodoks Kiliseleri Vakfı
34- Balat Aya Strati Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
35- Balat Panayia Balino Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
36- Zapion Rum Kız Lisesi Vakfı
37- Sarmaşık Aya Dimitri Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
38- Topkapı Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
39- Hasköy Aya Paraykevi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
40- Salmatomruk Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
41- Kuddusü Şerif Rum Patrikhanesine Bağlı Yeniköy Aya Yorgi Kilisesi ve
Manastırı Vakfı
42- Galata Rum İlkokulu Vakfı
43- Tarabya Aya Paraşkevi Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı
44- Paşabahçe Aya Konstantin Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
45- Kuruçeşme Aya Dimitri Aya Yani Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
47- Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı
48- Boyacıköy Panayia Evangelistra Rum ortodoks Kilisesi
49- Kadıköy Rum Ortodoks Kiliseleri ve Mektepleri Vakfı
50- Balıklı Rum Hastahanesi Vakfı
51- Büyükdere Aya Paraşkevi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
52- Bakırköy Aya Yorgi Aya Analipsiz Rum Ortodoks Kiliseleri ve Mektepleri Vakfı
53- Kandilli Metemorfosis Hz. İsa Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
54- Koca Mustafa Paşa Belgrad Kapı Panayla Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
55- Koca Mustafa Paşa Samatya Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
56- Koca Mustafa Paşa Samatya Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
57- Samatya Aya Anal ipsiz Rum Ortodoks Ki lisesi Vakfı
58- Koca Mustafa paşa Samatya Aya Konstantin Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
59- Samatya Aya Mina Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
60- Beyoğlu Yenişehir Evangelistra Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
61- Fener Rum Patrikhanesi Valsunuda Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
62- Yeniköy Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
63- Dereköy Aya Marina Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
64- Tepeköy Evangelismos Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
65- Zeytinliköy Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
66- Bademliköy Pahayia Kimisis Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
67- Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
68- Gökçeada Merkez Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
69- İskenderun Rum Ortodoks Kilisesi Fukara Vakfı
70- Antakya Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
71- Antakya Rum Katolik Kilisesi Vakfı
72- Altınözü Tokaçlıköyü Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
73- Samandağı Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
74- İskenderun Arsuz Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
75- Altınözü Sarılar Mahallesi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı
76- Feriköy Surp Vartanaş Ermeni Kilisesi Vakfı
77- Üsküdar Surp Garabet Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı
78- Üsküdür Surp Hac Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı
79- Eyüp Surp Yeğiya Ermeni Kilisesi Vakfı
80- Eyüp Surp Astvazazim Ermeni Kilisesi ve Arakelyan Mektebi ve Mezarlığı Vakfı
81- Narlıkapı Surp Hovannes Ermeni Kilisesi Vakfı
82- Rumelihisarı Surp Sanduth Ermeni Kilisesi Vakfı
83- Kadıköy Surp Takavor Ermeni Kilisesi Aramyan Uncuyan Mektebi ve Mezarlığı
Vakfı
84- Kuzguncuk Surp Kirkor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı
85- Beşiktaş Surp Astvazazin Meryemana Ermeni Kilisesi Vakfı
86- Ortaköy Surp Kirkor Losavoriç Ermeni Katolik Kilisesi Vakfı
87- Ortaköy Surp Astvazazin Meryemana Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
88- Boyacıköy Surp Yeris Mangas Ermeni Kilisesi Vakfı
89- Kandilli Surp Arakelos Ermeni Kilisesi Vakfı
90- Kartal Surp Nişan Ermeni Kilisesi Mektebi Vakfı
91- Yenikapı Tetaos Patriğimeos Ermeni Kilisesi Vakfı
92- Kınalıada Surp Kirkor Losavoriç Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı
93- Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi ve Mektebi Vakfı
94- Gedikpaşa Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi Vakfı
95- Bakırköy Surp Astvazazin Meryemana Kilisesi ve Mektebi Vakfı
96- Balat Surp Hreştegabet Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
97- Karaköy Surp Pırgıç Ermeni Katolik Kilisesi Vakfı
98- Beyoğlu Anarathıgutyun Ermeni Katolik Rahibeler Manastır ve Mektebi Vakfı
99- Beyoğlu Üç Horon Ermeni Kilisesi Vakfı
100- Beyoğlu Ohannes Gümüşyan Ermeni Kilisesi Vakfı
101- Beyoğlu Aynalı Çeşme Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı
102- Beyoğlu Surp Gazer Ermeni Katolik Mihitaryan Manastır ve Mektebi Vakfı
103- Pangaltı Ermeni Katolik Mihitaryan Manastır ve Mektebi Vakfı
104- Yeniköy Küddipo Surp Astvazazin Ermeni Kilisesi Vakfı
105- Şişli Karagözyan Ermeni Yetimhanesi Vakfı
106- Taksim Surp Agop Ermeni Hastanesi Vakfı
107- Kumkapı Surp Harutyun Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
108- Halıcıoğlu Meryemana Surp Astvazazin Ermeni Kilisesi ve Kalfayan
Yetimhanesi Vakfı
109- Kumkapı Meryemana Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
110- Kuruçeşme Surp Haç Ermeni Kilisesi Vakfı
111- Büyükdere Surp Hripsimyans Ermeni Kilisesi Vakfı
112- Koca Mustafa Paşa Surp Kevork Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı
113- Koca Mustafa Paşa Anarathigutyun Ermeni Katolik Kilisesi Vakfı
114- Topkapı Surp Nikagos Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
115- Galata Surp Lusavoriç (Çerçiş) Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
116- Yeşilköy Surp İstepanos Ermeni Kilisesi Mektebi ve Mezarlığı Vakfı
117- Hasköy Surp İstepanos Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı
118- Apeloğlu Andon Vakfı Hayratından Yeniköy Ohannes Mığırdıç Ermeni Kilisesi
Büyükdere Surp Boğos Ermeni Kilisesi
Büyükada Surp Astvazazin Verapohum Ermeni Katolik Kilisesi
Sakızağacı Ermeni Katolik Kilisesi
Beyoğlu Surp Yerurtutyun Ermeni Katolik Kilisesi
Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik Kilisesi
Tarabya Surp Andon Ermeni Katolik Kilisesi
119- Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı
120- Kumkapı Meryemana (Drasular) Ermeni Kilisesi Vakfı
121- Beykoz Surp Nikagos Ermeni Kilisesi Vakfı
122- İskenderun Karasun Manuk Ermeni Katolik Kilisesi Vakfı
123- Samandağı Vakıflı Köyü Ermeni Ortodoks Kilisesi Vakfı
124- Kayseri Surp Kirkor Ermeni Kilisesi Vakfı
125- Diyarbakır Ermeni Surp Küçük Kilise Hıdır İlyas Surp Gregos Kiliseleri
Vakfı
126- Mardin Ermeni Katolik Kilisesi Vakfı
127- Büyükada Hased Leavram Musevi Sinagogu Vakfı
128- Hasköy Mealem Musevi Sinangogu Vakfı
129- Beyoğlu Musevi Hahamhanesi Vakfı
130- Beyoğlu Seferadimi-Neveşalom Musevi Sinagogu Vakfı
131- Ortaköy Musevi Etz-Ahayim Sinagogu Vakfı
132- Sirkeci Musevi sinagogu Vakfı
133- Kuzguncuk Bet-Yaokov Musevi Sinagogu Vakfı
134-Galata Yüksek Kaldırım Eşkenazi Musevi Sinagogu Vakfı
135- Hasköy Türk Karaim Musevi Vakfı
136- Kadıköy Hemdat İsrael Sinagogu Vakfı
137- Balat Or-Ahayim Musevi Hastanesi Vakfı
138- Balat Ahrida Musevi Sinagogu Vakfı
139- Ankara Musevi Sinagogu Vakfı
140- Bursa Türk Musevi Cemaati Vakfı
141- Çanakkale Mekor Hayim Musevi Sinagogu Vakfı
142- Antakya Musevi Havrası Vakfı
143- İskenderun Musevi Havrası Vakfı
144- Kırklareli Musa Sinagogu Vakfı
145- Diyarbakır Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı
146- Beyoğlu Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı
147- Mardin Süryani Katolik Kilisesi Vakfı
148- Mardin Süryani Kadim deyrulzafaran Manastırı ve Kiliseleri Vakfı
149- Mardin Süryani Protestan Kilisesi Vakfı
150- Midyat Süryani Protestan Kilisesi Vakfı
151- Midyat Süryani Deyrulumur Margabriel Manastırı Vakfı
152- Midyat Süryani Kadim Cemaati Marborsom ve Mart Şemuni Kiliseleri Vakfı
153- İdil Süryani Kadim Kilisesi (Mardodo) Vakfı
154- Diyarbakır Keldani Katolik Kilisesi Vakfı
155- Keldani Katolik Kilisesi Vakfı
156- Mardin Keldani Katolik Kilisesi Vakfı
157- Bulgar Ekzarhlığı Ortodoks Kilisesi Vakfı
159- Şişli Gürcü Katolik Kilisesi Vakfı
160- Mersin Tomris Nadir Mutri Kilisesi Vakfı
Bu yazı Ankara Ticaret Odası’nın yayınladığı “İçimizdeki Hançer: FENER
RUM PATRİKHANESİ” isimli kitaptan alınmıştır
Görüntülemeler: 2174
Yorumlar (3)
Yorum yapın
Please keep the topic of messages relevant to the subject of the article.
Personal verbal attacks will be deleted.
Please don't use comments to plug your web site. Such material will be removed.
Just ensure to *Refresh* your browser for a new security code to be displayed prior to clicking on the 'Send' button.
Keep in mind that the above process only applies if you simply entered the wrong security code.